Sinop’a gelince ilk durak haliyle Sinop Kalesi oluyor. Geçmişi oldukça eskiye, M.Ö. 2000’lerde bölgede yaşayan Gaskalara veya Milet’ten gelen göçmenlere kadar dayanıyor. Sonrasında Kimmerler, Persler, Romalılar, Bizanslılar derken 1214’te Selçukluların eline geçmiş ve savunmayı güçlendirmek için iç kale yapılmış. Evliya Çelebi bile Seyahatnamesi’nde kalenin Kumkapı ve Lonca Kapısı gibi kapılarından bahsetmiş.
Kaleyi turladıktan sonra insanın oturup deniz havası alarak bir şeyler içesi geliyor. Tam bu noktada surların üzerinde yer alan Kale Burç Cafe & Bar iyi bir seçenek.
Hemen belirteyim, bu yazı kesinlikle bir reklam veya işbirliği falan değil; sadece gittiğim ve beğendiğim bir yeri tavsiye ediyorum.
Burası öyle lüks veya şatafatlı bir mekan değil. En güzel yanı kalenin kendi dokusuna uygun olması ve surların tam üstünde denize karşı oturabilmeniz. Gündüz rüzgara karşı bir yorgunluk kahvesi içmek veya akşamları bazen olan canlı müzik eşliğinde bir şeyler yudumlamak için ideal bir yer.
Menüde çay, kahve, çeşitli kokteyller ve patates kızartması, çıtır tavuk gibi atıştırmalık şeyler var. Gitmeden önce güncel fiyatlara veya çeşitlere göz atmak isterseniz mekanda kullandıkları karekod menünün linkini de buraya bırakıyorum:
Sinop gezilecek yerler listenize kaleyi eklediyseniz, sadece yürüyüp geçmeyin. Hazır surlara çıkmışken oturup ufak bir mola verin.